Philadelphia, Alaşehir’in Roma dönemindeki adıdır. Philadelphia, Pergamon kralı II. Eumenes tarafından M.Ö. 189’da kurulmuştur. II. Eumenes, kurduğu şehri kendisinden sonra iktidara geçecek kardeşine duyduğu sevgi nedeniyle “kardeşini sevenlerin şehri” olarak adlandırmıştır. Kardeşi II. Attalos gerçekten daha sonra Philadelphos Attalos (Kardeşini seven Attalos) olarak nam salacaktır. Bergama Krallığının son hükümdarı III. Attalos Alaşehir de dahil bütün krallığını Romalılara karşı müdafaa etmiştir. Ancak M.Ö. 133’te III. Attalos’un ölümüyle krallık dağılmış ve Romalılar M.Ö. 129’da İyonya ve Bergama Krallığını birleştirerek Roma’ya bağlamışlardır. M.S. 17’de büyük bir deprem geçiren şehir, Romalı hükümdar Tiberius tarafından vergiden muaf kılınmıştır.

Bizans döneminde de önemini koruyan kent Yeni Ahit’ten aldığı kutsal özellik sayesinde yüz yıllar süresince ticaretin ve seyahatin kalbi olmuştur. Ev sahipliği yaptığı festivaller ve tapınaklar nedeniyle M.S. 6. yüzyıldan itibaren “küçük Atina” olarak anılmaya başlamıştır. Aslında bu yakıştırmanın asıl sebebinin Atina gibi tamamen tek tanrı inancına dönememesi olduğu söylenebilir. Bu dönemde birçok defa depremler nedeniyle yıkılmış olan kent her defasında yeniden inşa edilmiş, kentin tarihten silinip gitmesine izin verilmemiştir. Anadolu’nun Türkleşmeye başladığı yıllarla birlikte Alaşehir’e de ilk Türkmen göçebeleri gelmeye başlamıştır.

Selçuklu akınlarıyla yoklanan şehir, ilk haçlı seferleriyle tekrar Bizans kılınmak istenmiştir. I. Haçlı seferi ardından tekrar Bizans idaresine giren kent Yıldırım Beyazıd tarafından alınana değin Rodos Şövalyeleri etkisinde Bizanstan yarı bağımsız bir idarece yönetilmiştir.

Philadelphia’nın nasıl Alaşehir’leştiğine gelince; Bizans egemenliği sırasında Philadelphia’nın dericiliği ve kırmızı ipeği ile meşhur olması nedeniyle şehri yoklayan Türkmen göçerlerin Philadelphia’yı Al-Şehir olarak isimlendirmiş olabileceği düşünülmektedir. Bir başka teoriye göre ise Türkmenlerin kentin surlarla çevrili yapısına dışarıdan bakınca gri yoğun bir renkte alacalı olarak gözlemlemesi nedeniyle kenti “ala-şar” diye tanımlamış olabileceğidir. Kent Efes’teki Hıristiyanların dağılmasından sonra Batı Anadolu’daki yegâne Bizans kalesi olarak kalması nedeniyle oldukça sahiplenilmiştir.

Yıldırım Beyazıd’ın 1391’de gerçekleştirdiği fetih harekâtının ise önemi daha başkadır. Yıldırım’ın Alaşehir’e yüksek bir tepeden bakarak “ne âlâ bir şehir” dediği ve şehrin bundan sonra Alaşehir olarak anıldığı aktarılmaktadır. Ancak daha önce belirttiğimiz gibi Türkmenler ilk göçebelerden bu yana kente Alaşar, Al-şehir demektedir. Tarihçi İbn-i Bibi’nin 12. yy’da kaleme aldığı Selçukname’sinde Philadelphia yerine “alaşar” demesi, Alaşehir isminin kaynağının Yıldırım olmadığına delil olarak sunulabilir. Ancak şurası bir gerçek ki; ister ilk göçmenlerin şehrin alacalığını vurgulamasından, ister Yıldırım’ın “ala şehir” tanımlamasından, isterse kentin meşhur kırmızı ipeğinden doğsun kent müslümanlaştıkça Philadelphia olarak anılmayı bırakıp Alaşehir olacaktır.

Philadelphia, Alaşehir’in Roma dönemindeki adıdır. Philadelphia, Pergamon kralı II. Eumenes tarafından M.Ö. 189’da kurulmuştur. II. Eumenes, kurduğu şehri kendisinden sonra iktidara geçecek kardeşine duyduğu sevgi nedeniyle “kardeşini sevenlerin şehri” olarak adlandırmıştır. Kardeşi II. Attalos gerçekten daha sonra Philadelphos Attalos (Kardeşini seven Attalos) olarak nam salacaktır. Bergama Krallığının son hükümdarı III. Attalos Alaşehir de dahil bütün krallığını Romalılara karşı müdafaa etmiştir. Ancak M.Ö. 133’te III. Attalos’un ölümüyle krallık dağılmış ve Romalılar M.Ö. 129’da İyonya ve Bergama Krallığını birleştirerek Roma’ya bağlamışlardır. M.S. 17’de büyük bir deprem geçiren şehir, Romalı hükümdar Tiberius tarafından vergiden muaf kılınmıştır.

Bizans döneminde de önemini koruyan kent Yeni Ahit’ten aldığı kutsal özellik sayesinde yüz yıllar süresince ticaretin ve seyahatin kalbi olmuştur. Ev sahipliği yaptığı festivaller ve tapınaklar nedeniyle M.S. 6. yüzyıldan itibaren “küçük Atina” olarak anılmaya başlamıştır. Aslında bu yakıştırmanın asıl sebebinin Atina gibi tamamen tek tanrı inancına dönememesi olduğu söylenebilir. Bu dönemde birçok defa depremler nedeniyle yıkılmış olan kent her defasında yeniden inşa edilmiş, kentin tarihten silinip gitmesine izin verilmemiştir. Anadolu’nun Türkleşmeye başladığı yıllarla birlikte Alaşehir’e de ilk Türkmen göçebeleri gelmeye başlamıştır.

Selçuklu akınlarıyla yoklanan şehir, ilk haçlı seferleriyle tekrar Bizans kılınmak istenmiştir. I. Haçlı seferi ardından tekrar Bizans idaresine giren kent Yıldırım Beyazıd tarafından alınana değin Rodos Şövalyeleri etkisinde Bizanstan yarı bağımsız bir idarece yönetilmiştir.

Philadelphia’nın nasıl Alaşehir’leştiğine gelince; Bizans egemenliği sırasında Philadelphia’nın dericiliği ve kırmızı ipeği ile meşhur olması nedeniyle şehri yoklayan Türkmen göçerlerin Philadelphia’yı Al-Şehir olarak isimlendirmiş olabileceği düşünülmektedir. Bir başka teoriye göre ise Türkmenlerin kentin surlarla çevrili yapısına dışarıdan bakınca gri yoğun bir renkte alacalı olarak gözlemlemesi nedeniyle kenti “ala-şar” diye tanımlamış olabileceğidir. Kent Efes’teki Hıristiyanların dağılmasından sonra Batı Anadolu’daki yegâne Bizans kalesi olarak kalması nedeniyle oldukça sahiplenilmiştir.

Yıldırım Beyazıd’ın 1391’de gerçekleştirdiği fetih harekâtının ise önemi daha başkadır. Yıldırım’ın Alaşehir’e yüksek bir tepeden bakarak “ne âlâ bir şehir” dediği ve şehrin bundan sonra Alaşehir olarak anıldığı aktarılmaktadır. Ancak daha önce belirttiğimiz gibi Türkmenler ilk göçebelerden bu yana kente Alaşar, Al-şehir demektedir. Tarihçi İbn-i Bibi’nin 12. yy’da kaleme aldığı Selçukname’sinde Philadelphia yerine “alaşar” demesi, Alaşehir isminin kaynağının Yıldırım olmadığına delil olarak sunulabilir. Ancak şurası bir gerçek ki; ister ilk göçmenlerin şehrin alacalığını vurgulamasından, ister Yıldırım’ın “ala şehir” tanımlamasından, isterse kentin meşhur kırmızı ipeğinden doğsun kent müslümanlaştıkça Philadelphia olarak anılmayı bırakıp Alaşehir olacaktır.